Tevfik Yoldemir
Op. Dr. Tevfik YOLDEMİR
CİNSEL YOLLA BULAŞAN HASTALIKLAR

S: 23 yaşında bekarım. Erkek arkadaşımla bir yıldır beraberiz. Aşırı bir şekilde akıntım var. Doktorum bana antibiyotik ve fitil vermişti. Bir süre rahattım şimdi yine tekrarladı ve akıntılar oldukça rahatsız edici bir durum haline geldi.

C: Vajinal akıntı bayanlarda normaldir. Adet döngüsü boyunca olan hormonal değişikliklere bağlı olarak artar ve azalır. Kokulu, koyu renkli, kaşıntı ile beraber olan ve partneri rahatsız edici akıntılar enfeksiyona bağlı olabilir. Cinsel yolla bulaşan bazı hastalıklarda bariyer yöntemi (erkek prezervatifi, kadın prezervatifi) kullanılmazsa bireyler arası geçiş olabilir. Çok cinsel partneri olmuş erkek arkadaşı olanlar, çok cinsel partneri olanlar, uyuşturucu kullananlarla beraber olanlar, tanımadıkları ile cinsellik yaşamak isteyenler risk altındadır. Tek eşli yaşantı dışında, partnerinizi çok iyi tanıyor bile olsanız kişisel sağlığınız açısından bariyer yöntemi kullanmalısınız. Klamidya ve gonore enfeksiyonları bayanlarda tüplerde hasar yaparak bu kişilerin normal yollar ile gebe kalamamasına neden olmaktadır. Şüphe edildiğinde gerekli incelemeleri ve tedaviyi hekiminizden isteyiniz.

Vajina ve rahimağzından normal olarak salgılanan sıvı, hafif sarıya çalan renksiz bir sıvıdır. Bu sıvının kendine has bir kokusu vardır. Akıntı artar veya renk ya da kokuda değişiklik olursa, bu durum genital yolların enfeksiyonuna yakalandığınızı gösteren bir belirti olabilir.

Akıntı, kasık ağrısı, işeme sırasında acı; klamidya, mantar, belsoğukluğu, siğil, herpes (uçuk virüsunun bir alt formu), trikomonas,  vajinadaki doğal dengeyi etkileyen tehlikesiz mikropların aşırı çoğalması veya sistit belirtisi olabilir:

Cinsel organlarda ya da bunların çevresinde yara yassı siğil, herpes, (sifiliz) ve cinsel ilişki, mastürbasyon veya fazla dar giysilerin yol açtığı tahriş düşündürür.

Cinsel organlarda ya da bunların çevresinde siğile benzer oluşumlar, kondilom ve sifiliz hastalıkların belirtisi olabilir.

Cinsel organların çevresinde ağrı, rahimağzında iltihap, klamidya, belsoğukluğu ya da başka bakterilerin yol açtığı rahim iltihabı veya fallop tüplerinin iltihabının belirtisi olabilir.

Klamidya

Klamidya cinsel organlarda ciddi enfeksiyonlara yol açabilen klamidya adlı bir mikroorganizmadan kaynaklanmaktadır. Klamidya cinsel yönden aktif kadın ve erkeklerde en sık görülen cinsel hastalıklardan biridir. Bulaşma tarihinden 3-20 gün sonra akıntı ve işeme sırasında acı gibi rahatsızlıklar baş gösterir. Bakteriler üreyerek artar ancak önemli bir rahatsızlığa neden olmaz. Klamidyalı insanların yüzde ellisi, bu hastalıktan, doktora gitmeye gereksinme duymayacak kadar az etkilenmektedir. Ancak herhangi bir rahatsızlık olmasa bile bakteriyi başkalarına bulaştırabilirler. Bu bakteri bazen tahlilde bile görünmeyebilir ve yıllarca pasif olarak yaşayabilir. Ancak çeşitli nedenlerle birdenbire daha hızlı üremeye ve rahatsızlıklara yol açmaya başlar.

Bir kişinin klamidya olup olmadığını saptamak için idrar yolu, rahim ağzı ve bazen de rektumdan ucu pamuklu bir çubukla örnek alınır. Alınan bu sürüntülerde klamidyaya ait genetik yapı aranır. Klamidya antibiyotiklerle tedavi edilir. Bazen hastalığın geçip geçmediğini denetlemek için hastayı yeniden muayeneye çağırmak gerekir. Eşlerin muayene ve tedavi olması gerekmektedir. Tedavi süresince cinsel ilişkide bulunmamak gerekir.

Klamidya tedavi edilmeyecek olursa tüplerde iltihabına yol açar. Tüp iltihabının başta gelen nedeni tedavi edilmemiş klamidyadır. Tüplerdeki iltihap, fonksiyonu bozacağı için veya tüpleri tıkayacağı için bazı durumlarda kısırlığa neden olabilir.
Klamidya enfeksiyonu olan gebe bir kadın bu bakteriyi doğum sırasında çocuğuna bulaştırabilir. Bakteri çocukta göz iltihabı ya da pnömoniye yol açar.

Bu hastalık erkeklerde epididim iltihabına neden olabilir. Epididim iltihabınin belirtileri hastalığın etkilediği erbezinde hassasiyet veya aşırı ağrı ve şişkinliktir. Seyrek olmakla birlikte bazen cinsel organlar çevresinde basınç hissedilebilir. Ayrıca hastanın ateşlenmesi de mümkündür.

Trikomonas Enfeksiyonu

Trikomonas bir parazitin yol açtığı vajina enfeksiyonudur. Trikomonas özellikle cinsel ilişki sırasında bulaşır. Ancak cinsel ilişki olmadan da banyo, tuvalet gibi ortak kullanım alanlarından kirli havlulardan da bulaş olabilmektedir.

Trikomonas olan kadınların 2/3'ünde kötü kokulu ve içinde hava kabarcıkları bulunan akıntı baş gösterir. Ayrıca cinsel organda şişkinlik ve acı da olabilir. Trikomonasa yakalananların 1/3'ünde hiç bir belirti görülmemektedir.

Trikomonasa yakalanan erkeklerde bu paraziti taşımalarına karşın normal olarak hiç bir belirti görülmez. Ancak idrar borusu ve prostat rahatsızlıklari trikomonas enfeksiyonundan kaynaklanabilir.

Kadınlarda vajina erkeklerde ise idrar borusundaki akıntıdan örnek alınır ve bu örnek, mikroskopta incelenir. Bulgulardan emin olunamıyorsa, örnek, kültür için incelemeye alınır.

Trikomonas antibiyotik haplarla tedavi edilmektedir. Daima hasta kişinin eşi de tedavi edilmelidir. Trikomonas olan kişilerin çoğunda diğer cinsel yolla bulaşan hastalıklarda görülmektedir. Bu nedenle diğer hastalıklarıda ramak gerekirse tedavi etmek gerekir.

Sifiliz (Frengi)

Sifiliz cinsel ilişki sırasında bulaşır. Ancak ağız çevresindeki bir yaranın öpülmesi gibi çok yakın vücut teması sırasında da bakterinin bulaşması mümkündür.

Sifiliz bakterinin bulaştığı tarihten 1-4 hafta sonra enfeksiyon yerinde bir ya da birkaç sert, hassas ve cerahatli yaranın ortaya çıkmasıyla başlar. Yara vajina veya rektumda ise bunu saptamak zor olabilir. Yara, tedavi edilmeksizin, 3-6 hafta sonra kaybolur. Ancak yara kaybolsa bile bakteriler vücutta kalır. Enfeksiyon tarihinden 1-3 ay sonra hastalık yeniden kendisini gösterir. Bu kez ciltte kızarıklıklar meydana gelir. Diğer belirtiler ateş, mide bulantısı, yorgunluk, eklem ağrıları ve saç dökülmesidir. Hastalık belirtileri daha sonra kaybolur. Ancak birkaç yıl sonra yeniden kendini gösterir.

Yara cerahatliyse mikroskopta inceleme yapılabilir. Yaranın bulunmadığı veya ara dönemlerde teşhis koymak için kanda testler yapılır. Ayrıca sifilizin kan nakli sırasında bulaşmasını önlemek için tüm kanlar daima sıkı bir denetimden geçirilir.

Sifiliz 10-20 gün uygulanan penisilin iğnesiyle tedavi edilir. Tedaviden sonra en az 1 yıllık bir süre boyunca birkaç defa kontrol muayenesi yapılır.

Eşler muayene ve tedavi olmalıdır. Tedavi devam ettiği sürece ya da eşlerin tedavisi bitinceye kadar cinsel ilişkide bulunmamalıdır.

Sifiliz çok ciddi bir hastalıktır. Tedavi edilmediği takdirde beyin ve kalbe zarar verebilir. Sifilizli bir kadın gebe kalırsa, bakteriler plasenta yoluyla bebeğe geçebilir. Bu durumda bebekte ciddi sakatlıklar meydana gelir. Sifilizin tehlikeli yani ilk aşamalarda fark edilmesi güç bir hastalık olmasıdır. Cinsel organlarınızda yara olursa bu yaralan kendi kendinize tedavi etmeye kalkışmayıp derhal doktora başvurulmalıdır.

Belsoğukluğu (GONORE)

Belsoğukluğuna yol açan şey bir bakteridir. Bu bakteri erkeklerde üretra (idrar borusunun) kadınlarda ise rahim ağzının mukozasını etkiler. Ayrıca boğaz ve rektum da bakterilerin yerleştiği yerler arasında sayılabilir.

Belsoğukluğu vajinal ve anal cinsel ilişkilerle oral ilişki sırasında bulaşır.

Hem erkeklerde hem kadınlarda idrar borusundan sari-yeşil bir akıntı olur. İşeme sırasında acıma olur. Kadınlarda bu akıntı bazen kanlı da olabilir. Belirtiler genel olarak enfeksiyon tarihinden 3-5 gün sonra görülmeye başlar. Bazı durumlarda ilk belirtileri görebilmek için 20 güne kadar çıkan uzun bir süre beklemek gerekebilir.

Ucunda pamuk bulunan bir çubukla idrar borusundan ya da rahim ağzından örnek alınır. Örnek bazen de boğaz ve rektumdan alınır. Alınan sürüntüde bakteriler araştırılır.

Tahlilde belsoğukluğu bakterisi saptanmasa bile, bazen klinik bulgularla belsoğukluğu olduğundan kuşkulanılabilir. Bu durumda muayene tekrarlanır ve tanı yüzde yüz olmasa bile tedavi uygulanır.

Penisiline çok duyarlı bir bakteridir. Ancak bazen penisilinden etkilenmeyen bakterilere de rastlanmaktadır. Böyle durumlarda başka antibiyotik türlerinin kullanılması gerekmektedir. Doktor enfeksiyonun gerçekten geçip geçmediğini denetlemek için, hastayı tedavinin bitiminden 1-2 hafta sonra kontrol muayenesine çağırır.

Eşler de mutlaka muayene ve tedavi edilmelidir. Tedavi süresince cinsel ilişkide bulunmamak gerekir.

Belsoğukluğu tedavi edilmediği takdirde kadınlarda tüplerin iltihabına yol açabilir. Erkeklerde ise epididim ve/veya prostat bezi iltihabı görülebilir. Hastalık hem kadınlarda hem erkeklerde kısırlığa yol açabilir.

S:24 yaşındayım, evliyim. Yoğun açık yeşil renkte akıntım oluyor. Cinsel ilişki sırasında canım acıyor. Kendim baktığımda vajen ağzında küöük kabarcıklara rastladım. Dokununca çok fazla acıyor.

C: Genital uçuklar cinsel yolla bulaşır. Lezyonlar ağrılı, suludur. Tekrarlayan ataklar olabilir. Vücudun genel direncindeki zayıflık atakları tetikler. Tedavide lokal ve sistemik ilaçlar kullanılabilir. Bariyer yöntemleri ile ilişki sırasında korunmak önemlidir.

Herpes (uçuk), Herpes Simpleks 1 (HSV-1) ve Herpes Simpleks 2 (HSV-2) virüsü olarak adlandırılan virüslerin yol açtığı enfeksiyondur. Ağız ve genital bölgede enfeksiyonlara yol açan bu virüsler toplumda oldukça yaygındır.

Virüs bulaştıktan sonra 10 gün içinde genital bölgede sivilceler çıkar. Bu sivilceler kaşınır ve bir süre sonra ağrılı ülserler haline gelir. Yorgunluk, ateş, ağrı, idrar yaparken yanma ve vajinal akıntı da bu bulgulara eşlik edebilir. İlk atak iyileştikten haftalar veya aylar sonra enfeksiyon tekrarlar. Erişkinler yılda 5-8 Herpes atağı geçirebilir . Cinsel ilişki eşler arasında hastalığın yayılmasına yol açar. Virüsün en kolay bulaştığı dönem Herpes lezyonlarının (uçuk yaralarının) aktif olduğu dönemdir. Herpes virüsünün enfeksiyonun aktif olmadığı dönemde de bulaşması mümkündür. Özellikle ağız, gözler ve genital organlar gibi nemli olan bölgelere virüs kolay bulaşır.

Enfeksiyonu almış olan kişilerin %50'sinde Herpes tekrarlar. Herpes lezyonlarının ilk görüldüğü yerlerde yeni lezyonlar çıkar. Tekrarlayan ataklardaki yakınmalar daha hafiftir. Bağışıklık sisteminin baskılandığı durumlar, başka enfeksiyonların varlığı, stres, cerrahi işlemler, derinin tahriş olması, menstruasyon (adet kanaması) ve cinsel ilişkide bulunmak ataklara yol açabilir.

Muayene sırasında görülen Herpes lezyonlarından alınan örneklerden virüs kültürü yapılarak veya kanda virüse karşı üretilmiş antikorlar tespit edilerek enfeksiyonun tanısı kesinleştirilir.

Herpes enfeksiyonları antiviral ilaçlar (virüslere karşı etkili olan ilaçlar) ile tedavi edilir.Rahat ve pamuklu iç çamaşırlarının giyilmesi, ılık banyo alınması, lezyonların üzerine soğuk kompres ve buz uygulanması ve ağrı kesicilerin kullanılması yakınmaları azaltabilir.

Genital siğiller cinsel temas yolu ile bulaşan Human Papilloma Virüs (HPV) olarak adlandırılan virüsler yol açar. Herhangi bir lezyona neden olmadan inaktif olarak kalabilir, genital siğillere neden olabilir veya rahim ağzındaki hücrelerde değişikliklere ve rahim ağzı kanserine neden olabilir.

Human Papilloma virüsün 70'den fazla değişik tipi vardır.Bazı tipleri rahim ağzı kanserine neden olur.Rahim ağzı kanseri kadınlarda en sık görülen ikinci kanserdir.

Genital siğiller vajina dışında veya içinde, rahim ağzında, anüs (makat) etrafında erkeklerde ise penis ve anüs etrafında oluşur. Genellikle kümeler halinde oluşan siğiller bazen çok büyüyebilir. Muayene sırasında siğiller görülebilir. Pap Smear incelemesi için rahim ağzından alınan örneklerde virüse ait genetik materyal de tespit edilerek HPV enfeksiyonlarının tanısı kesinleştirilebilir. Pap Smear incelemelerinde anormal hücreler saptanırsa rahim ağzından biyopsi örneği alınarak kanser yönünden araştırılır.

Birden fazla cinsel eşi olanlar, erken yaşta cinsel aktiviteye başlayanlar ve cinsel temas yolu ile bulaşan diğer enfeksiyonları taşıyanlarda HPV enfeksiyonları daha sık görülür. Genital siğiller yerleşim ve büyüklüklerine göre değişik yöntemlerle tedavi edilir. Genital siğiller tedavi ile kaybolmasına rağmen virüs vücuttan atılamaz. Genital siğillerin tedavisinde değişik kremler kullanılabilir veya kriyoterapi (dondurularak), elektrokoter (yakılarak) ve lazer tedavisi ile siğiller çıkartılabilir.

Site İçi Arama

Sitede Yer alan bilgiler Dr.Tevfik Yoldemir'e ait olup izinsiz kullanılamaz ve kaynak gösterilemez.
© Copyright 2008 Dr. A.Tevfik Yoldemir
Gizlilik İlkeleri  | Yasal Uyarı |

    

Bu sitede yer alan bilgiler,insanları sağlıkları hakkında bilgilendirmek amacıyla hazırlanmış olup,tıbbı tedavinin mutlak surette bir hekim tarafından yapılması zorunludur.
Bilgilerin yanlış veya uygunsuz kullanımından doğacak mağduriyetten,konu içeriğini yazan veya düzenleyen kişiler sorumlu değildir. 
Sitedeki bilgilere dayanılarak teşhis ve tedavi yapmayınız. Bu siteyi ziyaret etmek ve/veya siteye üye olmakla bunları kabul etmiş sayılırsınız