ANDROJEN SALGILAYAN YUMURTALIK TÜMÖRLERİ

Fonksiyonel yumurtalık tümörlerde artmış androjen yapımı, erken virilizasyon semptomlarını oluşturur.Tüm yumurtalık neoplazmların %10'dan azını oluşturur. Çoğunlukla iyi prognozlu, iyi differansiye tümörlerdir. Uzun süre içinde gelişebilir, semptomlarda kötüleşme olmayabilir, tümör boyutunda artış görülmeyebilir. Genç menapozal kadınlarda orta veya kötü differensiyasyon içeren androjen salgılayıcı tümör şüphe edilmelidir.

KLİNİK BULGULAR

Puberte Öncesi Bulgular

Büyük hacimleri nedeniyle ovaryen tümörler izole abdominal kitle olarak ele gelir. Komputerize tomografi ve pelvik ultrasonografi tümörün ovaryen orjinini belirler. Sekiz yaşinda önce sekonder seks karakteristiklerinin gelişmesine izoseksüel prekoks puberte adi verilir. Meme gelişimi, pubik ve aksiller kil gelişimi olmadan seksüel kil görülmesi baskin androjen etkisi ile heteroseksüel prekoks puberteyi oluşturur.

Erişkin Menapoz Öncesi Kadinlardaki Bulgular

Puberte sonrası androjen salgılayan neoplazilerin klasik bulgusu virilizasyondur. Virilizasyon, sekonder erkek seks karakteristiklerinin gelişmesidir. Klitorisin büyümesi, sesin derinleşmesi, yüz ve vücut kıllarında büyüme, akne ve sebore ve erkek paternli saç kaybı ( androjenik alopesi ) bu özelliklerdir. Hızlı progresif semptom öyküsü tümoral hiperandrojenizmi düşündürür. Premenapozal kadında klitoromegali veya ses kalınlaşması olmadan hirsutizm ve akne ile sınırlı olabilir.

Androjen salgılayan ovaryen tümörleri olan birçok hastada sekonder amenore veya oligomenore bildirilmiştir. Bu semptomlar oral kontraseptif kullanımı ile maskelenebilir. Oral kontraseptifi kestikten sonra sekonder amenore ve beraberinde hızlı virilizasyon muhtemel klinik bulgudur.Hiperkortizolizm semptomları virilizasyon olan bir hastada adrenal androjen salgılayan tümör düşündürür ancak bu durum adenokortikal tip steroid hücreli tümörlerde de görülebilir.

Postmenapozal Kadınlardaki Bulgular

Çoğu vakada sık traş olmayı gerektiren yüzde kıllanma, erkek paterni kellik, artmış kas gelişimi, sesde derinleşme, yavaş büyüyen leydig ( veya hilus ) hücreli tümörde görülebilir. Klitoromegali sıkça görülür. İnsüline bağımsız diabet ve infertilite öyküsü, düzensiz adet görme, geç menopoz, abdominal obesite ve akantozis nigrikans, hipertekozis düşündürür.

TANISAL PROSEDÜR

Labarotuvar İncelemeleri

Androjenlerin Bazal Ölçümleri:

Androjen salgılayan neoplazilerin taranmasında plazma testosteron ve dehidroepiandesteron sulfat(DHEAS) ölçümleri yapılır. Çoğu ovaryen androjen salgılayan neoplazide testosteron düzeyi 200mg/dl den büyük, DHEAS ise yaşa göre normal sınırlardadır. Ancak bu her durumda doğru tanı için yeterli değildir. Yumurtalık androjen salgılayan tümörlerin %20'inde total testosteron düzeyleri <150 mg/dl . Adrenal androjen salgılayan tümörlerde normal DHEAS düzeyleri olağan olmamakla birlikte premenapozal fonksiyonel hiperandrojenizm olan kadınlarda yüksek DHEAS düzeyleri görülebilir. Yumurtalık steroid hücreli (lipid hücreli) veya sertoli-leydig hücreli tümörlerde de az oranda yüksek DHEAS görülebilir.

Literatür bilgileri ışığında;

1. Küçük yumurtalık tümörler epizodik androjen salgılayabilir. Dolayısıyla androjen ölçümü tekrarı tanı için gerekebilir ( özellikle virilizasyon bulguları gösteren postmenapozal kadınlarda).

2. Postmenapozal kadınlarda, yumurtalık androjen salgılayıcı tümör görülmesi (yüksek insidanstadır). Postmenapozal kadınlarda plazma androjen konsatrasyonları normal premenapozal kadınlardakinden düşüktür. Dolayisiyla androjen konsantrasyonlari buna göre degerlendirilmelidir.

3. Bazı yumurtalık tümörler öncelikli olarak testosteron öncül maddelerini veya östradiol salgılandığından testosteron prekürsörları, D 4-andostenedion, 17 a -hidroprogesteron ve estradiol ölçümü yapılmalıdır.

4. Artmış 17 a hidroksiprogesteron konsantrasyonları 21 hidroksilaz yetmezliğini düşündürür, dolayısıyla ACTH testi yapılmalıdır.

Gonadotropin Düzeyleri

Virilizasyon olan hastalarda gonadotropin ölçümleri gerekli değildir. Değerler normal sınırlardadır.Artmış androjenlerin gonatropin supresyonu yaptığı bildirilmemiştir.

Deksametazon supresyon testi: Bu test adrenal androjen salgılayan tümörlerin tanısı için klasik metoddur. Eğer DHEAS düzeyleri, deksametazon verildikten sonra normal sınırlarda ise androjen salgılayan tümör olasılığı oldukça düşüktür.

Gonadotropin supresyon testi: Progesteron veya gonadotropin -salgılıyıcı hormon agonisti (GnRha) ile yapılır. Virilizan tümörü olan hastalarda nortestosteron androjenleri suprese eder. Bu etki gonadotropin süpresyonu üzerinden gerçekleşir. GnRha verilmesi hipertekozis ve leydig hücreli yumurtalık tümörlü hastalarda, plasma gonadotropini ve androjen seviyesini azaltır. GnRha ile androjen supresyonu, hipertekozis ile androjen salgılayıcı tümörleri ayırt edemezse de virilize hastalarda artmış androjen kaynağının yumurtalıklar olduğunu gösterebilir. Kötü differansiye veya LH reseptör mutasyonu olan yumurtalık androjen salgılayan neoplazilerde androjen sekresyonu gonadotropinlerden bağımsızdır. HCG salgılayan yumurtalık tümörler germ hücre kaynaklıdır ve androjen salgılamazlar, ancak bazıları hiperandrojenizmin minör semptomlarını gösterebilir ve androjen seviyeleri biraz artabilir.

Yolk kesesi elemanları içeren germ hücreli yumurtalık tümörler genelde alfa-fetoprotein salgılarlar. Bazı sertoli-leydig hücreli tümörler de AFP salgılar. AFP salgılayan Sertoli-leydig hücreli tümörlerin %20-30'u maligndir. Bu durumlarda AFP ölçümü rekürans ve metastazları saptamada faydalıdır.

Bazı Granüloza hücreli tümörleri olan postmenapozal kadınlarda serum inhibin konsantrasyonu yüksek bulunmuştur. 209 hastanın, müsinöz over karsinomlu olanların %92'sinde, berrak hücreli over karsinomların %17'sinde, differansiye olmayan karsinomların %15'inde ve diğer tiplerin %19'unda inhibin yüksektir.

Görüntüleme Tetkikleri

Abdominal ultrasonografi ile 6-8 cm'lik tümör büyüklüğü normal over dokusundan ayırım için gerekmektedir.Transvaginal ultrasonografi 1-3 cm çaptaki neoplazileri tanımada etkilidir. Stromal hipertekozis, androjen salgılayan tümörleri sonografik olarak taklit edeceğinden dikkatli olmak gerekir. Bilgisayarlı tomografinin yeri sınırlıdır.

Manyetik Rezonans görüntüleme(MRI)

MRI solid over tümörlerini tanımlamada faydalıdır.

Selektif Venöz Kateterizasyon

Venöz kateterizasyon, uygulaması kolay olmayan, intrakorporeal kanama ve tromboz riski taşıyan invazif bir metoddur. Venöz sistemin anatomik variabilitesine ve operatöre bağlı doğruluk payı vardır. Androjen salgılayan neoplazi şüphesi olduğunda virilize kadında preop artmış androjen kaynağını belirlemede yumurtalık ve adrenal ven kateterizasyonu faydalıdır.

Eksploratris Laparotomi

Yumurtalık virilizan tümörlerin doğru tanısında, basit palpasyonla tümörlerin saptanabildiği invazif bir metoddur. Ancak androjen salgılayan tümörler tipik polikistik benzeri overler ile birlikte olabileceğinden laparotomi sırasında her iki overin direkt ultrasonografisi tümörün saptanmasında yardımcı olur. Eksploratris laparotomi ayrıca ooferektomi ile tümörün tedavisine imkan tanır.

Hızlı Ulaşım
Marmara Üniversitesi Eğ.Araş.Hast.Pendik
  • Mail : tevfik@yoldemir.com
  • Mail: info@yoldemir.com
Bizi Facebook'da Bulun

Sağlıklı ve Mutlu Günler


    UYARI : Bu sitede yer alan bilgiler, insanları sağlıkları hakkında bilgilendirmek amacıyla hazırlanmış olup, tıbbı tedavinin mutlak surette bir hekim tarafından yapılması zorunludur.
    Bilgilerin yanlış veya uygunsuz kullanımından doğacak mağduriyetten, konu içeriğini yazan veya düzenleyen kişiler sorumlu değildir. Sitedeki bilgilere dayanılarak teşhis ve tedavi yapmayınız.
    Bu siteyi ziyaret etmek ve/veya siteye üye olmakla bunları kabul etmiş sayılırsınız.