GEBELİKTE ENFEKSİYONLAR

AŞILAR

Gebelikle birlikte bütün bağışıklık sistemimiz etkilendiğinden ve zayıflayabileceğinden vücudun aşılanmaya karşı vereceği yanıt net olarak bilinmemektedir.

Bir enfeksiyona maruz kalındığında veya salgın hastalığın bulunduğu bir yere seyahat edeceğiniz zaman aşılanmanın gerekliliğini, yarar ve zararlarını doktorunuz ile konuşup karar verin.

Genel olarak canlı virüs ihtiva eden aşılar (kızamık, kızamıkçık,sarılık v.s) gebelikte uygulanmaz.

Önemli bir kalp veya akciğer hastalığı riski olmadıkça hamilelik boyunca grip aşışı yaptırmaktan kaçınınız.

GRİP

Solunum yolu enfeksiyonlarından grip genellikle hafif seyreder. Ancak gripal enfeksiyonların anne ölümü ile sonlanabilecek ağır tablolar oluşturduğu da bilinmektedir.

Şeker hastası, kalp hastası, müzmin akciğer hastası olan kişiler gebeliklerinde gripal enfeksiyonu ağır tipte geçirecek, risk grubunda kişilerdir. Bu kişilerin gebelikleri süresince kendilerini iyi korumaları gereklidir.

Bu enfeksiyonun gebelik ürünü üzerindeki etkileri hakkında olumlu ve olumsuz yazılar bulunsa da netlik kazanmış herhangi bir bilgi yoktur.

Gebelerin grip enfeksiyonu geçiren kişilerden uzak durması ve grip salgını esnasında kalabalık ortamlardan uzak durması önleyici bir tedbir olarak kabul edilebilir.

KIZAMIKÇIK

Bu hastalık günümüzde yaygın aşılama programları sonucu çok sık görülmese de gebe için tehlikeli bir hastalıktır. Yakın temas ile bulaşır. Bulaşma solunum yolu ile olur. 10-14 günlük kuluçka döneminden sonra döküntüler ortaya çıkar. Bulaştırıcılık döküntülerin ortaya çıkmasından 5-7 gün önce ve 2 gün sonra arasındaki sürede en üst düzeydedir.

Bu hastalıktan korunmak için çocukluğunda kızamıkçık geçirmemiş, aşılanmamış gebelerin yüksek ateşli kişilerden uzak durması yerinde bir tedbir olabilir.

Kızamıkçık enfeksiyonu geçiren biri ile temas etmiş gebenin derhal kanda Rubella IgM-IgG seviyelerine bakılması ve kadın doğum uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerekir.

Gebeliğinde kızamıkçık enfeksiyonu geçiren annenin karnındaki bebeğe hastalığın geçişi kan yolu ile olur.

İlk üç ay içinde enfekte olan bebeklerin %20 si düşer. Düşük gerçekleşmeyip gebelik devam ederse bebeklerin %80 ninde ağır hasar görülür.

Anne karnında enfeksiyon 17 gebelik haftasından sonra görülürse bebeğin hasar görme riski düşüktür.

Anne karnında geçirilen enfeksiyon bebekte katarakt, kalp te yapısal bozukluklar, sağırlık, gelişme geriliği, kafa yapısının küçük olması, zeka geriliği görülür. Gebe kalmadan önceki 3 ay içinde ve bilmeden gebelikleri esnasında aşı yaptırmış gebelerde büyük olumsuzluklara rastlanmasa da gebelik esnasında kızamıkçık aşısı kesinlikle yaptırılmamalıdır.

KABAKULAK

Her iki yanağın arkasında ve kulakların altında bulunan tükürük bezlerini enfeksiyonudur.

Enfeksiyon nedeni virüs, vücuda üst solunum yolu ile girer. Virüsün anne karnındaki bebeğe nadir olarak geçtiği kabul edilse de bebek üzerinde etkisi enfeksiyonun şiddetine ve gebelik haftasına bağlıdır. Anne karnında yapısal bozukluklara neden olmadığı bildirilse de bebeğin kalp kası üzerindeki olumsuz etkileri tartışmalıdır.

Gebelerin kabakulak enfeksiyonu geçiren kişilerden uzak durması ve kabakulak salgını esnasında kalabalık ortamlardan uzak durması önleyici bir tedbir olarak önerilebilir.

SARILIK

Halk arasında sarılık diye bilinen karaciğer iltihabı (Hepatit) A, B ,C, D, E, G gibi farklı virüsler tarafından oluşur. Bu farklı tip sarılık hastalıklarının bulaşma yolu ve gebelik ürünü üzerine etkileri farklıdır.

A tipi sarılık: Bulaşma dışkıdan ve ağız yolu (enfekte besinler ve su) ile olur.Kuluçka devresi 14-40 gündür. Anne karnında bebeğe geçmez. Halsizlik, baş ve eklem ağrısı, iştahsızlık gibi klinik belirtiler ile ortaya çıkar. İyileşme tamdır, kronikleşmez. Anne ile yakın temasta olan yeni doğanı koruma amaçlı koruyucu tedavi uygulanmalıdır.

B tipi sarılık: Bulaşma cinsel temas, kan ürünleri, ve enjeksiyon ile olur. Kuluçka dönemi 30 ila 110 gündür. Halsizlik, ateş, cildin sararması, eklem ağrıları ile seyreder. Anne karnında bebeğe geçiş çok nadir olur. Bulaşma doğum esnasında ve emzirme döneminde olur. Anne adayı kronik belirti vermeyen hepatit B taşıyıcısı ise bulaşma doğum esnasında olur. Bu hastalığın anne karnındaki bebek üzerine gelişme anomalileri, gelişme geriliği, ani bebek ölümü gibi olumsuz etkileri yoktur. Gebelerde sık görülmesi ve tedavi edilebilir olmasından dolayı tüm gebelerde hepatit B belirteçleri taranmalıdır (sarılık taraması yapılmalıdır).

Yeni doğan için tehlike Akut hepatit B enfeksiyonudur, Enfekte olan yeni doğan kronik taşıyıcı olup ileride siroz ve karaciğer kanserine yakalanma riski ile karşı karşıyadır.

Sarılık salgınında gebeye hepatit B (B tipi sarılık) immün globulini verilerek pasif olarak bağışıklık kazanması sağlanmalıdır.

C tipi sarılık: Bulaşma kan ve kan ürünlerinin nakli ile olur.

Kuluçka dönemi ortalama 50 gündür (15-160 gün).Tedavisi yoktur

Enfeksiyon vakaların %50 sinde kendi kendini sınırlar ve virüs 10 yıl gibi uzun bir sürede ortadan kalkar.

Vakaların bir kısmı ilerleyip kronik hepatit C olup, Bunların bir kısımı karaciğer sirozuna dönüşürken (%10-20), küçük bir kısmı da karaciğer kanserine dönüşür (% < 1).

Hepatit C enfeksiyonu AİDS ile birlikte aynı gebede görüldüğünde anne karnında bebeğe bulaşma riski çok artar.

E tipi sarılık: Geri kalmış ülkelerde yüksek oranda anne ölümlerine neden olan hepatit E hepatit A gibi bulaşır ve hemen hemen aynı klinik seyri gösterir.

Kuluçka süresi 15-65 gündür.

Gebeler hepatit E enfeksiyonuna yakalandığında anne ölüm oranı en az %20 dir. Hepatit E anne karnında bebeğe geçmez.

G tipi sarılık: Akut ve kronik enfeksiyona neden olur, anne karnında bebeğe kan yolu ile geçer. Aşısı yoktur. Az sayıda vaka bildirildiğinden hastalığın klinik belirtileri ve enfekte olmuş yeni doğanın nasıl etkilendiği konusunda net bilgiler yoktur.

ÇOCUK FELCİ

Gebelikte nadir görülen bir hastalıktır. Gebelikte gebe olmayana oranla daha ağır seyreder. Gebeliğin düşük ile sonlanma riskini arttırır. Anne karnında bebekte felç, büyüme geriliğine neden olur. Anne karnında geçirilen bir enfeksiyon nedeniyle oluşan yeni doğan çocuk felci %25 oranında ölümle sonlanır.

TOKSOPLAZMA

Bulaşma ağız yoluyla, az pişmiş et ve et ürünlerinin, yıkanmamış sebze ve meyvelerin yenmesi ile olur.

İnsanlarda çok sık rastlanan bir enfeksiyondur.

Enfeksiyon çoğunlukla belirti vermeden ve tedavi edilmesine gerek kalmadan kendiliğinden iyileşir.

İmmün sistem yetmezliği olan hastalarda öldürücü olduğu gibi, gebelerde anne karnında bebeğin aktif enfeksiyonuna neden olur. Anne karnında bulaşma, anne adayının aktif enfeksiyonu sırasında parazitin kan yolu ile plasentadan bebeğe geçmesi ile olur. Bebeğin etkilenmesi enfeksiyonun hangi gebelik haftasında geçirildiğine bağlıdır. Geçiş ilk trimester de az olurken üçüncü (son) trimestrde daha çok olmaktadır. Birinci trimester de bebeğin enfekte olması ağır yapısal anormalliklere (mikrosefali (bebeğin kafa beyin yapısının küçük olması),beyinde kireçlenme odakları, beyin boşluklarında su toplanması, zeka geriliği) neden olurken, üçüncü trimesterde enfeksiyonun bebeğin üzerindeki olumsuz etkisi hafiftir.

SİTOMEGALOVİRÜS (CMV)

Bir virüs enfeksiyonudur.

İnsanlar genellikle yaşamın ilk yıllarında enfekte olurlar.

Çok sık görülen bir hastalıktır. Erişkinlerin %50-85 i virüs ile önceden enfekte olmuşlardır.

Taşıyıcıların vücut salgılarında (salya, vajen salgısı, anne sütü v.s) ve kanda virüs mevcuttur. Hastalık yakın temas (cinsel ilişki, öpüşme, başkalarının bardağını yada çatal bıçağını yıkamadan kullanma) ve kan ürünlerinin nakli ile bulaşır.

Hastalığın bulaşması için enfekte kişinin vücut sıvılarına dokunmak dahi yeterlidir.

Virüs insana bir kere bulaştıktan sonra ömür boyu vücutta kalır. Bulaşmayı takiben oluşan primer enfeksiyondan sonra virüs durağan evreye girer ve her hangi bir enfeksiyon oluşturmadan vücutta kalır. İleri yıllarda vücut direncinin kırıldığı dönemlerde (gebelik, AİDS gibi immün sistemi baskı altında tutan hastalıklar yada baskılayıcı ilaçların kullanımı) tekrar aktif hale geçebilir. Gebelik süresince enfeksiyon gelişirse veya önceden geçirilmiş enfeksiyon aktif hale geçerse bebeğin enfekte olma şansı yüksektir. Anne karnında enfeksiyonla karşılaşmış bebeklerin çoğunda konjenital anomali görülmez.

Enfekte bebeklerin çoğu doğumda normaldir. Ama ufak bir kısmında ileri yıllarda zeka geriliği, sağırlık gibi bozukluklar ortaya çıkmaktadır.

Yeni doğanda ağır formda seyreden sitomegalovirüs enfeksiyonu sarılık, karaciğer ve dalakta büyüme, kansızlık gibi belirtiler ile seyreder ve mikrosefaliye neden olabilir.

Enfeksiyon erişkinde genellikle halsizlik, boğaz ağrısı, tükrük bezleri gibi salgı bezlerinde ağrı, ateş gibi basit belirtilerle hafif formda seyreder.

Ağır formlarında gözü tutup görme bozukluğu yapar, hatta körlüğe neden olur.

Enfeksiyonun tanısı kanda hastalığa karşı gelişmiş antikorların saptanması ile konur.

Hastalığın tedavisi için umut verici çalışmalar mevcuttur ama henüz tedavisi mümkün değildir. Tek çare korunmaktır.

Ellerimizi sık bir şekilde sabun ile yıkamak,Başkaların kullandığı kapları(su yada yiyecek) yıkamadan kullanmamak, başkaların yediği yiyecekleri yememek, cinsel ilişkide prezervatif kullanmak hastalıktan korunmak için kullanabileceğimiz korunma yöntemleridir.

İmmün sisteminizi (vücut direncini) kuvvetlendirmek için uykunuza, beslenmenize dikkat edin.

Çoğu kan bankalarında sitomegalovirüs taraması yapılmamaktadır. Size kan nakli yapılacak ise mutlaka bankada taramanın yapılıp yapılmadığını araştırınız. Yapılmamışsa tarama yapılmasını isteyiniz.

GEBELİKTE AİDS HASTALIĞI

AIDS (Acquired Immune Deficency Syndrome)

Türkçeye edinilmiş immün (bağışıklık) sistem yetmezliği sendromu olarak tercüme edilebilir.

İmmün sistem vücudumuzu enfeksiyonlara ve tümör oluşumuna karşı savunan sistemdir. Bu hastalık immün sistemi baskı altında tutup vücudu savunmasız bırakır.

AİDS bir virüs hastalığıdır. Etkeni HİV virüsüdür.

Virüs kişiden kişiye cinsel ilişki ile, enfekte kişilerin vücut sıvıları (göz yaşı, salya, feçes v.s) ile, enfekte kan ürünü nakli ile, enfekte kişilerin kullandıkları kuaför ve tıbbi aletler ile bulaşır.

Tanı kanda kan HIV virüsüne karşı gelişen antikorların saptanması ile konur. Bu antikorlar virüsle karşılaştıktan 2 ila 4 ay sonra ortaya çıkarlar. Şüpheli bir ilişkiden hemen sonra yapılacak testin bize doğru bilgi vermeyeceği açıktır.

Hastalık insana bulaştığı andan itibaren enfeksiyon belirtileri ortaya çıkana kadar 7 ila 12 yıl gibi sesiz bir dönem geçer. Bu döneme tıp dilinde latent dönem denmektedir. Bu dönemde hastalığa yakalanmış kişiler hiçbir hastalık belirtisi vermeden gayet sağlıklı bir şekilde yaşarlar ve yakın ilişkide bulundukları kişilere hastalığı bulaştırabilirler. Bu dönemde tanı AİDS testi ile konulur.

İlk başlarda hastalık hayat kadınları, homoseksüeller ve uyuşturucu kullananlar gibi küçük bir kesimi tehdit ederken; heteroseksüel ve çok eşli partnerler yüzünden AİDS günümüzde çok büyük bir insan kitlesini tehdidi altında tutmaktadır.

Virüs plasentadan geçer ve hastalık anne karnında bebeğe kan yolu ile bulaşır. Yeni doğana bulaşma doğum esnasında kan yolu ile yada anne vücut sıvılarına temas ile olur. Anne sütü de bir başka bulaşma yoludur.

Anne karnında bebeğe bulaşması tıbbi tedaviler ile engellenebilmektedir.

AİDS' in tedavisi ve aşısı henüz bulunmamıştır. Günümüzde uygulanan tedaviler hastalığın seyrini yavaşlatmaktan ibarettir. Tek tedavi yolu hastalıktan korunmaktır.

Hastalıktan korunma enfekte kişilerden uzak durma ile olur.

Bu da tek eşlilik, emniyetli seks (prezervatif v.s), bazı aletlerin ortak kullanımından kaçınma (enjektör, ustura, manikür aletleri v.s) ile sağlanırken,

anne karnındaki bebekleri ve yeni doğanları da tüm gebelere AİDS testi yaparak koruyabiliriz. Bunun sebebi ise hastalığın belirti vermediği dönemde enfekte kişilerin saptanması için tek silahımızın AİDS testi olmasıdır.

AİDS ilk tanımlandığında hastalık en sık uyuşturucu kullananlar, hayat kadınlarında ve homoseksüellerde görülüyordu. Bu nedenle de hastalık ülkemizde kötü bir üne sahiptir. Gebelik takibi için doktora gelen gebeden AİDS testi istemek ülkemizde yanlış anlaşılmaya neden olduğu gibi, test istemini gebeler ya da eşleri hakaret olarak kabul edebilmektedirler.

AİDS'in bulaştıktan uzun yıllar sonra belirti verdiği ve bu belirti vermediği dönemde kişilerin hastalığı diğer şahıslara hatta karnındaki bebeğe bulaştırabildiği gebelere anlatılırsa bu ufak sorunda kolaylıkla halledilecektir.

AİDS in gebelik ürününe bulaşabilme olasılığı, gebelik esnasında uygulanacak tedavi ile minimum düzeye indirilmektedir.

Hızlı Ulaşım
Marmara Üniversitesi Eğ.Araş.Hast.Pendik
  • Mail : tevfik@yoldemir.com
  • Mail: info@yoldemir.com
Bizi Facebook'da Bulun

Sağlıklı ve Mutlu Günler


    UYARI : Bu sitede yer alan bilgiler, insanları sağlıkları hakkında bilgilendirmek amacıyla hazırlanmış olup, tıbbı tedavinin mutlak surette bir hekim tarafından yapılması zorunludur.
    Bilgilerin yanlış veya uygunsuz kullanımından doğacak mağduriyetten, konu içeriğini yazan veya düzenleyen kişiler sorumlu değildir. Sitedeki bilgilere dayanılarak teşhis ve tedavi yapmayınız.
    Bu siteyi ziyaret etmek ve/veya siteye üye olmakla bunları kabul etmiş sayılırsınız.