YAŞAM TARZINIZ

 Diyet

Gebelik öncesi doğru beslenme, bebeğiniz ve sizin ihtiyaç duydu­ğunuz gıdaların düzenli olmasına katkıda bulunacaktır. Dengeli bir di­yet, tüm hayatınız boyunca iyi bir sağlığın temel parçasıdır. Gebelik sı­rasında diyet daha da önem kazanmaktadır. Aldığınız gıdalar, bebeğinizin besinlerinin temel kaynağını teşkil etmektedir. Bebek geliştikçe, vücudunuza yeni yükler yüklemekte ve daha çok gıdaya ihtiyaç duy­manıza neden olmaktadır. Sağlıklı bir diyet izlerseniz, ihtiyaç duyduğunuz fazla kaloriyi gebelik boyunca yapacağınız küçük değişik­liklerle elde edebilirsiniz.

Özel ihtiyaçlar

Gebelik öncesinde, diyetinizde bulunması gereken ihtiyaçlarınız olabilir. Bazı faktörler vücudunuzun gıdaları nasıl kullanacağını etkile­mektedir. Aşağıdaki faktörler sizde bulunuyorsa doktorunuza başvurun çünkü diyetinizde bazı değişiklikler yapmaya ihtiyaç duyulabilir.

1. Katı kurallarla sınırlı vejeteryan bir diyet kullanıyor musunuz?

2. Genel olarak uzun mesafeli koşular ya da ağır egzersizler yapıyor musunuz?

3. Perhiz yapıyor musunuz? (Oruç tutuyor musunuz?)

4. Kilo vermek için takıp ettiğiniz bir diyet var mı?

5. Hiç kansızlık şikayetiniz oldu mu?

Folik asit, nöral tüp bozuklukları (neural tube defects) diye ad­landırılan doğumsal bozuklukları önleyebilmektedir. Amerikan Halk Sağlığı Servisi, nöral tüp bozukluklarını önlemek için bütün çocuk doğurma yaşındaki kadınların günde 0,4 mg. folik asit almalarını öner­mektedir. Folik asit, bir vitamin olarak alınabileceği gibi, ekmek, fasul­ye ve lifli koyu yeşil meyvelerden de alınabilir.

Geçmiş herhangi bir gebeliğinde nöral tüp bozukluğu bulunan bir bebeği olan annenin gelecek gebeliğinde de bu bozukluğun oluşma riski artmaktadır ve bu kadınlarla normal kadınlara tavsiye edilen fo­lik asitin (0,4 mg.) 10 katı kadar almaları önerilmektedir. Böyle kadın­lar, gebelikten önce 1 ay ve gebeliğin ilk 3 ayında günde 4 mg. olmak üzere folik asit almaları gerekmektedir.

Kilo

Uygun bir kilonun sağlanması, iyi bir sağlık için çok önemlidir. Doğru yeme alışkanlığı ve orta derecede egzersiz, gebelik öncesi ve ge­belik de dahil olmak üzere sağlıklı bir vücudun oluşturulması ve sağ­lıklı bir kilonun korunması için önem taşımaktadırlar. Fazla ki­lolu olmak bir sağlık sorunudur. Gebelik sırasında fazla kilolu olmak yüksek tansiyon ya da şeker hastalığına neden olabilmektedir Aşırı şiş­manlık, gebelik sırasında kalbe eklenmiş yeni bir yük niteliğindedir Normalden düşük kilolu kadınlar ise düşük tartılı bebekler dünyaya ge­tirme eğilimindedirler. Bu sebepler doğum sırasında ve doğum sonrasın­da diğer dönemlere oranla daha fazla problem oluşturmaktadırlar.

Yağ, enerjinin depolandığı bir formdur. Eğer bir diyet aşırı kalori içeriyorsa bu yağ olarak depo edilmektedir. 450 gr kilo vermek için 3500 kalori kaybetmek gerekiyor.

Vücut ağırlığı her zaman vücut yağının miktarını belirlemede en iyi ölçü değildir. Bir kişi egzersiz yaparsa yağ kaybederek yağdan daha ağır olan kaslı bir yapıya ulaşabilir. Dolayısıyla fizikî olarak formda olan bir kişinin kilosu normalden fazla olsa bile yağ oranı düşük olabilir. Buna karşın aktif olmayan bir kişi, formda bir kişinin ki­losuna sahip olsa da bu kişi kastan daha çok yağ oranına sahip ola­caktır. Genel olarak bir kadın için toplam vücut ağırlığının % 20-25'ının yağ olması normaldir.

(1) Kilo, elbisesiz değerlen ifade eder

(2) Yüksek kilolar, daha çok kemik ve kas yapısına sahip olan
erkekleri genel olarak ifade etmektedir Duşuk değerler ise daha az
kemik ve kasa sahip olan kadınları ifade etmektedir

(3) Boy ayakkabısız değerleri ifade eder

Gebeyken ya da gebelik planı öncesinde kilo vermeye çalışma­mak en iyisidir. Kilo verdirici bir diyet, sizin ve bebeğinizin ihtiyaç duyduğu gıdalardan mahrum kalmanıza neden olabilir. En iyisi gebe kalmadan önce sağlıklı bir kiloya ulaşmayı sağlamaktır.

Egzersiz

Hayatın herhangi bir döneminde sağlıklı olmak uygun bir diyeti ve yeterli egzersizi gerektirir. Gebelik boyunca hangi spor ve egzersizleri yapacağınız sağlığınıza ve kısmen de gebelik öncesinde ne kadar aktif olduğunuza bağlıdır.

İdeal olarak, gebe olmadan önce düzenli rutin bir egzersiz takip et­meli ve formunuzda olmalısınız. Bir egzersiz programına başladığınız zaman kalp ve akciğer fonksiyonlarını mı yoksa vücut kaslarını mı daha iyi hale getirmeye çalıştıracağınıza ya da her ikisini de migerçekleştireceğinize karar vermelisiniz. Son­ra hedefinizi gerçekleştirebileceğiniz bir egzersiz programını seçmelisiniz. Hareketli olmaya alışık değilseniz bir egzersiz programına yavaş ya­vaş başlamalısınız.

En iyi çalışmayı elde etmek, kalp ve akciğer fonksiyonlarını güç­lendirmek için ideal kalp frekansını yakalayıncaya kadar egzersize de­vam etmelisiniz.

İdeal Kalp Hızı

Kalp çalışma frekansını kontrol etmek için, çene altında boynun yüz tarafında ya da el bileği kenarındaki damarları hissederek nab­zınızı sayabilirsiniz. Egzersizden sonra ilk 10 saniyede nabzınızı sayınız. Çıkan rakamı dakikadaki kalp atış sayısını bulmak için 6 ile çarpın... İdeal kalp hızını bulmak için yaşınıza en yakın yaş katego­risini bulun ve karşısındaki rakamı işaretleyin. Bu rakamlar genel rehber olarak kullanılmak üzere hazırlanmış ortalama değerlerdir ve gebe kadında kullanılmamalıdır.

Gebe olmayan kadın için ideal kalp hızı

Yaş             Ortalama kalp Maksimum kalp        Atım sayısı atım sayısı

20                 120-160                                                         200

25                 117-156                                                         195

30                 114-152                                                         190

35                 111-148                                                         185

40                 108-144                                                         180

45                 105-140                                                         175

50                 102-136                                                         170

55                     99-132                                                       165

    

Her egzersizinize kısa bir yürüyüş ya da 5-10 da­kika hafif bir egzersiz yaparak başlamalısınız. Isınma hareketlerinden sonra 20-30 daki­ka ideal kalp frekansına kadar egzersize devam edin. Egzersize kalp hı­zınızın normal düzeye yavaş yavaş inmesini sağlamak için en az 10 da­kikalık hafif bir egzersizle son verin.

Kas gücünüzü korumak ya da kalbinizi güçlendirmek için haftada en az 3 defa egzersize ihtiyaç duyacaksınız. Bazı insanların kasları hergün yapılan sıkı bir ezgersizin altından kalkamayacağı için, egzersizin hergün yapılması zorunluluğu yoktur. Günaşırı yapmak ideal gözük­mektedir. Fakat önemli olan yıl boyunca rutin egzersize devam edilme­sidir. Eğer 6-8 hafta egzersize ara verirseniz, çalışmalarınıza yine yavaş yavaş başlamak zorundasınız.

Madde Kullanımı

Tütün, alkol ve yasadışı ilaçların kullanılması bağımlılık yapmak­la beraber kendinize ve bebeğinize zarar vereceklerdir. Bu maddeler bebek organlarının oluşum döneminde onlara hayat boyu devam edecek hatta bebeğinizi öldürecek düzeyde kötü etki gösterebilirler. Yazılan reçe­telerin kurallara uygun kullanılmaması da yine fetuse zarar verecektir

Bu maddelerin kombine bir şekilde kullanılması (ki çoğu zaman böyledir) daha tehlikelidir. Kendi sağlığınız ve bebeğiniz için tutun, al­kol ve yasadışı ilaçlar kullanmayı kesmeli veya en azından azaltmalısınız.

Bir alışkanlığı terketmek zaman ve sabır ister Bu özellikle, alışkanlığınız uzun sureden ben varsa daha da geçerlidir. Paniğe kapılma­yınız ve doktorunuza müracaat ederek bırakma yollarını araştırarak te­davi gruplarına katılınız Bırakma kararınız en zor şeylerden bir tanesi olacaktır. Fakat buna değer.

Çevre

Çevrede ya da çalışma ortamında kullanılan birtakım maddeler bir kadının gebe kalmasını önleyebilir yada bebeğine zarar verebilir. Ge­be kalmayı planlıyorsanız, çalışma ortamına ve çevrenize bir göz atma­nız iyi bir fikir olacaktır. Eğer size zarar verebilecek madde bulursanız, onu önleyici adımlar atabilirsiniz. Yine de çevredeki birçok kimyasal maddenin etkilen bilinmemektedir.

Bir işi kabul etmeden önce, patronunuzdan toksik ve kimyasal maddelere, radyasyona maruz kalıp kalmayacağınız hakkında bilgi alın. İşe başladıktan sonra, bazı özel maddelere ne kadar maruz kaldığınızı personel ofisi görevlileriyle ya da sendika temsilcileriyle tartışınız.

İnsanın göremeyeceği dalgalar tarzında yayılan bir enerji formu olan radyasyon, birçok iş alanında kullanılmaktadır. Aynı zamanda radyasyon, hastalıkların teşhis ve tedavisinde X- ışınları olarak da kul­lanılmaktadır. Yüksek düzeyde radyasyona maruz kalmak erkek ve di­şide üreme fonksiyonlarında azalmaya neden olmakta ve gebe bir ka­dının bebeğine de zarar vermektedir.

Hastanede ya da endüstride radyasyona maruz kalan ve gebeliği planlayan bir kadın, ayda bir ne kadar radyasyona maruz kaldığını ölçtürmelidir. Bir göğüs filmi esnasında alman radyasyon miktarı, üreme­ye ya da bebeğe zarar vermez. Kanser gibi bir hastalığın tedavisinde kul­lanılan radyasyon miktarı fazla olduğu için zararlı olabilir.

Kurşun, çeşitli çözücüler, böcek ilaçları ya da diğer kimyasal maddeleri, eşinizin spermlerini öldürerek ya da onlara zarar vererek üreme fonksiyonunda azalmaya neden olabilirler. Kadının aksine er­kek, hayatının büyük bir kısmında hergün yeni sperm yapabilmektedir. Dolayısıyla erkek üreme sistemine büyük bir zarar verilmediği taktirde zararlı maddeyle temas biter bitmez erkek kısa bir sure sonra yeni sağ­lıklı sperm yapma kabiliyetini kazanabilmektedir.

Enfeksiyon

Enfeksiyonlar, hem bebeğe hem de anneye zarar vermektedirler. Gebelikte bazı enfeksiyonlar bebekte çok ciddî bazı doğumsal anomali­lere ve hastalıklara sebep olabilmektedir. Bazıları aşılamayla önlenebi­lir. Kızamık, kabakulak, tetanoz, çocuk felci, kızamıkçık gibi aşısı olan bazı hastalıklara karşı doktorunuzdan aşı yapmasını isteyebilirsiniz. Çocukluk döneminde bunlara karşı aşılı olmuş olsanız bile şu anda bunlara karşı dirençli olmayabilirsiniz.

Eğer gebelikten önce aşılanırsanız bu hastalıklara karşı korunmuş olursunuz. Eğer aşı olmak isterseniz birleşmeden en az 3 ay önce olma­lısınız. Bu zaman diliminde doğum kontrolü uygulamalısınız. Eğer ül­kemizde bulunmayan enfeksiyonların bulunduğu bir ülkeye seyahati planlıyorsanız bu hastalıklara karşı aşıya ihtiyaç duyabilirsiniz. Eğer doğum kontrolü uygulamıyorsanız, gebelik boyunca muhtemel etkilen hakkında doktorunuzdan bilgi alabilirsiniz.

Gebelik boyunca zararlı olan diğer bir enfeksiyon grubu da cinsel dışkı yoluyla geçen hastalıklardır. Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonların birçok tıpı olduğu gibi hem gebe kalmanızı engelleyebilmekte hem de bebeğinize zarar verebilmektedirler, insan ımmun yetmezliği vırusu (HIV), üreme organlarındaki herpes hastalığı, bel soğukluğu (gonore) ve kılamıdya, cinsel yolla geçen hastalıklardan sadece birkaçıdır.

Kondom (prezarvatıf) ve sperm öldürücüler gibi bazı doğum kont­rol yöntemlerinin kullanılması cinsel yolla bulaşan hastalıklara yaka­lanma riskini azaltmaktadır. Gebe kalmaya çalışan bir kadın hiçbir do­ğum kontrol yöntemini kullanmayacağı için cinsel yolla bulaşan has­talıklara yakalanma riski daha yüksek olacaktır. Bu durum özellikle birden çok kişiyle ilişkiye girenler için çok daha geçerlidir.

Cinsel yolla geçen bir hastalığa yakalandığınızı düşünüyorsanız hemen doktorunuza gidip test yaptırabilir ve tedavi olabilirsiniz. Eşi­nizin de mutlaka tedavi olması gerekir ve tedavi tamamlanana kadar cinsel ilişki asla olmamalıdır.

Hızlı Ulaşım
Marmara Üniversitesi Eğ.Araş.Hast.Pendik
  • Mail : tevfik.yoldemir@marmara.edu.tr
  • Mail: info@yoldemir.com
Bizi Facebook'da Bulun

Sağlıklı ve Mutlu Günler


    UYARI : Bu sitede yer alan bilgiler, insanları sağlıkları hakkında bilgilendirmek amacıyla hazırlanmış olup, tıbbı tedavinin mutlak surette bir hekim tarafından yapılması zorunludur.
    Bilgilerin yanlış veya uygunsuz kullanımından doğacak mağduriyetten, konu içeriğini yazan veya düzenleyen kişiler sorumlu değildir. Sitedeki bilgilere dayanılarak teşhis ve tedavi yapmayınız.
    Bu siteyi ziyaret etmek ve/veya siteye üye olmakla bunları kabul etmiş sayılırsınız.